Nazillili Miniklerin Hayalleri Başkentte Gerçek Oldu

Eki 17, 2014
Nazilli’de bulunan Doğa Koleji Okulu öğrencileri, Dünya Şampiyonası’nda A Milli sporcularıyla bir araya gelerek hayallerini gerçekleştirdiler



Ege Bölgesinin en eski yerleşim birimlerinden biri olan Nazilli’de bulunan Doğa Koleji Okulu öğrencileri, 2014 FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası’nda A Milli Kadın Takım sporcularıyla bir araya gelerek hayallerini gerçekleştirdiler.

Nazilli’den, başkent Ankara’ya uzanan yolculukta hayatları boyunca unutamayacakları anıları hafızalara kazınan minik sporcular, hem idolleri olan oyuncularla tanıştılar hem de 2014 FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası heyecanına ortak oldular.

“Amacımız, çocuklarımızı söz sahibi bir birey olarak yetiştirmek” diyen Doğa Kültür Spor Kulübü Başkanı Şenol Babacan, “3.000 nüfuslu bir beldeden buraya geldik. Antrenörlerimiz Taner Karataş ve Orhan Atalay altyapıyı hazırladılar. Sonrasında ise Taner Karataş’ın girişimleriyle bu organizasyon gerçekleşti. ‘Bu çocuklar bizim onurumuz. Altyapı bizim için çok önemli ve bu kulübü misafir etmek istiyoruz. Onlar burada bizim onur konuğumuz olacak’ dediler ve Ankara’ya geldik” açıklamasında bulundu.

Ankara’da böyle bir organizasyonda yer almaktan dolayı büyük mutluluk duyduklarını belirten Babacan, “Çocuklar her konuda burada onurlandırılıyorlar. Bu konuda biz çok mutluyuz ve Türkiye Basketbol Federasyonu’na da çok teşekkür ediyoruz” dedi.

“Topluma Faydalı Bireyler Yeti
ştirmek
İstiyoruz”
Nazillili gençlere ve özellikle de kadın basketboluna çok önem verdiklerini kaydeden Şenol Babacan, “Her zaman ‘kadınlarımız bizim onurumuz’ diyoruz. Çünkü kadının aktif olmadığı toplumlarda, kadının ezildiği toplumlar gelişmiş toplum olamazlar. Altyapıdan çocuklarımızı yetiştiriyoruz. Önemli olan onların kendilerini ifade edebilmeleri ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunabilmeleri. Topluma faydalı bir birey olmalarını amaçlıyoruz. Biz sporu bir araç olarak kullanıyoruz. Asıl amacımız onları topluma kazandırmak ve söz sahibi bir birey olarak yetiştirmek” diye konuştu.

Organizasyon boyunca sporcuların hepsinin büyük bir heyecan yaşadığını belirten Babacan, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Çocuklarımız çok heyecanlandı. Kendi illerine bile gitmeyen çocuklar, hayatlarında ilk kez başkente geldiler. İnsanları görünce şaşırdılar. Burada çocuklar, dünyayı gördüler. Onlar için çok güzel bir heyecan oldu. İlk kez bu kadar insanı bir arada gördüler. Milli takımımızdaki oyuncuların özel zevklerine kadar her şeyleri biliyorlar ve onlar tam bir basketbol sevdalısılar.”

“Basketbol Sayesinde Sosyelle
ştim”
14 yaşındaki Derya Yıldırım, yaşadığı heyecan nedeniyle Ankara’yı ‘değişim, farklı ve kalabalık bir yer…’ diye tanımlarken, “Bizim yaşadığımız yere göre farklı ve bu nedenle de insan şaşırıyor” dedi. Konakladıkları ve gezip gördükleri her yerin çok güzel olduğunu söyleyen Derya, “Dünya Şampiyonası maçlarını izledik. Çok iyi bir atmosfer vardı. Maçta tezahürat ettik ve sesimiz kısılana kadar da bağırdık” diyerek yaşadığı heyecanı tanımladı.


Dördüncü sınıfa giderken basketbola başladığını ve 5 yıldır da bu sporla ilgilendiğini belirten 14 yaşındaki Derya, “Bu sporu sevmemin en önemli nedenlerinden biri basketbolda ne zaman ne olacağı belli değil. Bir anda farklar açılıp kapanabiliyor. Her zaman değişiklik olabiliyor. Bu nedenle de insanlar sürekli merak içerisinde oluyorlar. Maç bitene kadar kimin kazanacağı belirsiz. Bu da beni çok heyecanlandırıyor. Kaybetmek ve kazanmak da var. Sonuçta bu bir takım oyunu. Arkadaşlarınızla aynı şeyleri yapmak zorundasınız. Tek başına yarışmıyorsunuz. Ayrıca basketbol sayesinde çok fazla arkadaşım oldu. Bu spor beni sosyalleştirdi. Çok farklı yerlerde de basketbol maçları oynadık. Çok fazla maç, turnuva ve kendimi geliştirebileceğim şeyler oldu. Basketbol sayesinde bana katkısı olacak çok insanla tanıştım” diye konuştu.

A Milli Kadın Takımı tanımlarken, ‘onlar bizim yüreğimiz’ diyen 14 yaşındaki genç sporcu, “Çok iyi savaşıyorlar ve her zaman da bir şeyler yapabileceğimizi kanıtlıyorlar. Benim idollerim orada. Hepsini örnek alıyorum. En sevdiğim oyuncu Işıl Alben. Ben de onunla aynı pozisyonda oynuyorum. Onun dışında Nevriye Yılmaz’ın da basketbolunu çok beğeniyorum. Biz milli takımın izindeyiz ve her zaman da onları takip edip onlar gibi olmaya çalışıyoruz. Bize çok iyi örnek oluyorlar.” diyerek sözlerini noktaladı.

“Ke
şke Daha Önce Basketbola Ba
şlasaydım”
18 yaşındaki Fatma Göbekli, Nazilli’de spor hayatına voleybol oynayarak başlarken, sonrasında basketbola yönelme kararı aldığını söyledi. “Aslında voleybol oynuyordum ve basketbola geçerken de biraz zorlandım” diyen genç sporcu, “Basketbol daha sert bir oyun. Ama hiç bırakmadım ve şimdi voleybolun yüzüne bile bakmıyorum. Bu spor bambaşka bir şey. Keşke daha önce de bu spora başlasaydım diye pişmanlık yaşıyorum. Yine de geç de olsa basketbol oynuyorum. Bu nedenle çok mutluyum” dedi.

Deplasman maçları oynamak için daha önce Ankara’ya takımıyla birlikte geldiğini söyleyen Fatma, başkenti çok beğendiğini söylerken, basketbola başlama sürecini de şu şekilde anlattı: “Dört yıldan bu yana basketbol oynuyorum. Okul takımı antrenörüm sayesinde basketbola başladım ve iki yıl sonra Urla’ya transfer oldum. Sonrasında yeniden Doğa Kültür’e döndüm. Burada devam ediyorum ve Muğla’da da beden eğitimi öğretmenliği okuyorum. Perilerimize destek vermek için Ankara’ya geldik. Onlara yakın olduğum için çok mutlu ve heyecanlıyım.”

A Milli Kadın Takımımıza 2014 FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası süresince hep iyi dileklerini gönderdiğini söyleyen Fatma, Ay Yıldızlılarımızdaki favori oyuncularıyla ilgili de şunları söyledi: “Milli Takım’da Nevriye Yılmaz ve Işıl Alben’i beğeniyorum. Nevriye, Işıl, Birsel… hepsi çok iyi oyuncular ama özellikle de Işıl’ın son dakikalarda takımı kurtarışları çok farklı. Nevriye Yılmaz ise benim idolüm. Onu çok beğeniyor ve seviyorum.”

“Arkada
şlarımın Israrıyla Basketbola Ba
şladım”
Arkadaşlarının ısrarları sonrasında basketbola başlayan 12 yaşındaki Ayşegül Ünlüer, “Onlar antrenmanlara gidiyordu ben ise çalışmak istemiyordum. Sonrasında bana basketbol oynamam konusunda ısrar ettiler. Ben de kabul ettim ve oynamaya başladım” derken, A Milli Kadın Takımımızda en çok Işıl Alben’e sempati duyduğunu ama tüm takım oyuncularını da ayrı ayrı sevdiğini belirtti.

Teyzesiyle birlikte küçük yaştan bu yana basketbol oynadığı için bu spora yabancı olmadığını söyleyen Tuğba Zorlu (12) da “Arkadaşlarımla birlikte antrenmanlara gitmek istedim ve bu spora başladım. Teyzem ile de zaman zaman basketbol oynuyorduk. Onu örnek aldığım için her zaman basketbolcu olmak istedim” dedi.

“Atı
şım Sayı Olunca Herkes Beni Alkı
şladı”
Televizyonda basketbol karşılaşmaları izleyerek bu sporu sevdiğini kaydeden Esragün Bayramoğlu ise, “Oynamaya başladıkça da basketbola olan ilgim daha da arttı. Basketbol takımına girmeyi çok istedim. Bu konuda antrenörüm de bana yardımcı oldu. Onlarla çalıştım ve bu nedenle de hep mutlu oldum” diye konuştu.

Bir keresinde üç sayı çizgisinin gerisinden bir atış denediğini ve bu atışı sayıya çevirdiğini söyleyen Esragün, o an yaşadığı heyecanı şu şekilde anlattı: “Herkes beni alkışlamıştı. Akrabalarımız da maçı izliyorlardı. O an çok büyük mutluluk yaşamıştım.”

“Arkadaşlarım basketbol oynuyordu; ama ben bu spordan pek de hoşlanmıyordum” diyen Duygu Sevinç (12), antrenörlerin fikrinin değişmesinde önemli etken olduğunu belirtirken, “Fiziğim ve boyuma bakarak beni basketbola yönlendirdiler. Antrenörlerim sayesinde ben de basketbola başladım” dedi.

İlk zamanlarda iyi basketbol oynayamadığı ve özellikle de savunma yapmakta zorlandığını söyleyen Duygu, zamanla bu eksiklerini giderdiğini belirterek, “Bir maçta savunmada çok iyiydim ve takımımın daha fazla sayı yapmasına yardımcı olmuştum. O maçı asla unutamam” diye konuştu.

10 yaşındaki Yağmur Güzinyer, “Arkadaşlarımın basketbol oynamasından etkilenerek bu spora yöneldim” diyerek basketbolla tanışma sürecini anlatırken, kısa süre içerisinde bu sporu çok sevdiğini ve her zaman da oynamaktan büyük keyif aldığını belirtti.

Basketbolla ilgili en unutmadığı anıyı da paylaşan 10 yaşındaki Yağmur, “Bir keresinde üç sayı çizgisinin gerisinden atış denemem olmuştu. Bu benim için çok heyecan vericiydi” dedi.

“Antrenörlerimin Deste
ğiyle Basketbola Başladım”

“Arkadaşlarım sınıfta her zaman basketbolla ilgili bir şeyler anlatıyordu. Ben de bu durumdan çok heyecanlandım” diyen Tuğba Uçar (10), “Fizik olarak kendimi iyi hissettim ve antrenörlerim de beni beğenince takıma katıldım. Basketbola başlamamdaki en büyük etken antrenörlerim.” dedi.

Türkiye Basketbol Federasyonu Ekim Bülteni:
2014 FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası’yla Türkiye Tarihi Bir Başarıya Daha İmza Attı
Esmeral Tunçluer Ay Yıldızlı Formaya Veda Etti
TBF Başkanı Turgay Demirel'in Yeni Sezon Mesajı